Subscribe

Cennete Otostop

   
        Değerli bir hocamın hediye olarak verdiği bu kitabın ilk başta ismi dikkatimi çekmişti.Kitabın yazarı Adem ÖZKÖSE .2007 yılında gazetecilik meleğini Ortadoğu'da sürdürmek ve bu esnada Arapça'sını geliştirmek için Suriye'nin başkenti Şam'da yaşamayı tercih ettiğini belirtiyor.Küçüklüğünden beri 'Bir insan nasıl dinini değiştirir?'sorusu hep kafasına takıldığını belirten yazar hidayete erenleri gerek televizyon gerek gazete gerekse evlerine gelen gazetelerden takip ettiğini belirtiyor.Şam'da ise dünyanın dört bir tarafından insanlar bulunuyor.Bu kitaba konu olansa hidayete eren müslümanlar.
         Kitap yazarımızın hidayete ermiş insanlarla gece geç vakitlere kadar ettiği sohbetlerin bize de aktarmak istenmesi sonucu meydana geliyor.Şam'da bulunduğu sıralarda gecelere kadar sohbet ettiği bu insanlardan çok şey

Mehmed Said Hatiboğlu & Bir Araştırmacı Yazar


MEHMED SAİD HATİBOĞLU ve BİR ARAŞTIRMACI YAZAR


Çoğunuzun duymadığı bir kişiden bahsedeceğim. Mehmed Said HATİBOĞLU. O bir yazar. 25.09.1933 yılında doğan yazarımız, Burdur’un “Hatib Hoca” lakabıyla anılan maruf alimi yazarımızın babasıdır. Hatiboğlu Hoca babasının 1945’teki vefatı ile babasının yolundan gitmek gayesiyle okulunu değiştirir.

Sana Söylüyorum Ey Okuyucu


Selamun Aleyküm!
Sana söylüyorum ey Müslüman. Sana söylüyorum ey okuyucu. Nedir bu İnananların çektiği Müslüman? Nedir her gün ölenleri izleyerek ölüp ölüp dirildiğimiz? İçimizdeki sızı nedir be Müslüman, nedir?
Bir zamanlar bir emrinle dağları aşan Mücahitler bulduğun zamanlardı. Şimdi hangi zamandayız ey Müslüman! Bizi biz yapan değerlerine ne oldu? Bizi kardeş yapan hani. Haklıya hakkı verilen. Ne oldu Müslüman? Ağlıyor musun? Yok. Olmaz işte. Şimdi ağlar 5 dk sonra devam edersin yoluna. Peki ya her gün canı yanan Müslümanlar ne yapsın ey “Onlar’ın kardeşi”.

Ahirete almadılar kapısından döndük!..

        Yazılarıma tarih düşmeyi severim.Bugün 2 Ağustos 2011 ve ömürden bir günün gitmesi ve bugünü daha iyi geçirmeye çabalamanın heyecanıyla bu yazıyı yazıyorum.Başta tarih düşmekten bahsettim çünkü zaman her zaman iyi değerlendirilmesi gereken bir süreçtir.Ömür sınırsız değil dünyaya gelişimiz sebepsiz değildir.Bu yüzden ömürden giden hergünün hesabı sorulacaktır ki mutlaka en adil şekilde hesaba çekileceğimiz o günde bize bahşedilen bu ömürden başka bir şey değil sorguya çekileceğimiz şey.Geçen günler için üzülmek yerine onlardan ders alarak aynı hatayı bir daha yapmamaya biraz daha kaba deyimle 'Eşek değiliz bir çamura iki kere düşelim ' demeyecek bir yaşantı sürmeye çalışmalıyız.Tabi yaptıklarımıza pişman olup tövbe etmekte ağır hesap defterimizi yeni bir başlangıç yapacağımıza söz vererek temizletmeye çalışmalıyız.

         Tabi yaşantımız islam çerçevesinde Kuran Rehberliğinde devam etmelidir.Unutmayın sonra kılarız diyenin namazını dün kıldık.Ey insan sana şaka gibi gelsede birgün ömür bitecektir.O günün bugün olmadığınada garanti verecek kadar geleceğinden emin değilsin.

Yavuz Bahadıroğlu Hakkında


Hakkında kelimesini kullanınca hemen biyografisini yazacağım anlamını çıkarmayın. Sadece onun hakkında düşündüklerimi açıklamak istedim.
Yavuz BAHADIROĞLU’nun ilk olarak 4. Sınıfımda aldığım Mısır’a Doğru adlı kitabından tanıdım. Kitabı aldım ama hiç kitap okuyan biri değildim o zamanlar. İlk 40 sayfasını okudum ama sıkılıp bıraktım. 5. sınıfa geçtiğimde kitabı tekrar elime aldım ve adeta büyüsüne kapıldım. Kısa zamanda kitap okumayan Furkan gitmiş yerine bir kitap kurdu gelmişti. (İlçede oturuyorum.) İlimize gittiğimde tek isteğim nt’ye gitmekti artık (BAHADIROĞLU’nun kitaplarının büyük bir kısmı orada satılıyordu.). Gidip sadece BAHADIROĞLU’nun kitaplarından alıyordum. Benim için şehre gitmenin tek amacı buydu. Çok seviyordum. Şehzade Selim’den Merhaba Söğüt’e, Sunguroğlu’lardan Çaka Bey’e, Buhara Yanıyor, Elveda Buhara’lardan Endülüs’e Veda’ya…birçok kitabını okudum. Ama yavaş yavaş elimden bırakmaya başladım. Çünkü artık her kitapta aynı olayı ele aldığını gördüm.

Share

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More